26. bölüm · 3dakika
ARES
Buz Krallığı 2 — Sena Nur Işık
ARES
Limanı yukarıdan gören bir dağa sabırla tırmandığımda tepede bekleyen subaylardan biri yanıma yaklaştı. Önümde reverans yaparken, “Majesteleri,” dedi. “Bu konum oldukça iyi.”
Sarışın subaya güvenerek atımdan indiğimde adını daha koymadığım ulu kurt hemen yanımda belirdi. Roberto bize doğru yaklaşırken, “Bu kurdu nereden buldun?” diye sordu. Başı okşanan kurt heyecanla kardeşimin elini yalamaya başladı.
“Anteros’un mekânında ortaya çıktı.”
Uzun uğraşlar sonucu Anteros’un yerini tespit ettiğimde bir yeraltı mekânına girmeyi beklemiyordum. Onu köşeye sıkıştırdığımda boğazını keserek hayatına son vermiştim ama geride bıraktığı yavru kurt başıma bela olmuştu. Küçük dişlerini pantolonumun paçalarına geçirip yardım dilenirken tüyleri şimdiki kadar parlak değildi.
Darion, “Ares onu dağ evine getirdiğinde bir bebekti,” dedi. “Hızlı büyüdü.”
Dağ evindeki subaylara emanet ettiğim kurtla aramda anlam veremediğim bir bağın kurulacağını tahmin etmiyordum. Subayların konakladığı evin önünde kalmasını söyledikçe kurt dağ evinin etrafında turluyor, dikkatimi çekmeye çalışıyordu. Megan’ın yanına gidip onun yanına uğramadığım zamanlarda bana küsüyordu.
Sezgileri güçlü olan kurt, Megan bizi bir kekle bayılttığında onun peşine takılmıştı. Günler boyunca ormanda onu takip etmiş, geride bıraktığı ayak izleri ve uluma sesleriyle Megan’ı bulmamızı kolaylaştırmıştı. Hem zeki hem de nazlı bir hayvandı.
Tepenin uç kısmına kadar yavaş adımlarla ilerlediğimde Toprak Krallığı’na ait gemiyi bulmam uzun sürmedi. Limandan ayrılan geminin güvertesini izlerken kurt ayaklarımın dibine yerleşti. Başını benim gibi karşıya diktiğini gördüğümde dudağımın kenarı kıvrıldı.
Megan beni hançer yarasıyla alevlerin sardığı bir mekânın içinde bıraktığında yardıma gelen subaylar sayesinde dışarı çıkmış, yaramı büyümle iyileştirip ayağa kalkabilmiştim ama dudaklarından dökülen sözleri duyduğumdan beri kendime gelemiyordum.
“Hamileyim,” demişti.
İtirafı kalbimin derinliklerine saplandığında karnımda açtığı yaranın acısını hissetmez olmuştum. Bütün duyguları aynı anda yaşarken aklımda yalnızca bunca zamandır gerçeği benden saklaması ve tüm endişeyi tek başına sırtlaması vardı. Bu süreçte onun yanında olarak geleceğe dair korkularını azaltmayı çok isterdim.
Bir intikam planının peşine takılıp birbirimizin canını yakmaya çalışırken güzel zamanların hepsini kaçırmıştık. Megan bana o sözü söylediği an, geçmişe dair her şeyi unutmuştum. Beni saniyeler önce bıçaklaması ya da bir yangının ortasında bırakması önemli değildi. Artık geleceğe odaklanmıştım.
Hayallere daldıktan bir süre sonra Megan’ın geminin arka tarafından çıkıp güverteye geçtiğini gördüm. Rüzgârda dalgalanan peleriniyle uzun saçlarını savurarak geminin uç kısmına kadar geldi. Bakışları limanda dolaşırken kafasını yavaşça yukarı kaldırdı ve gözlerimiz buluştu.
Karnımdaki yara izi onun tek bakışıyla sızladığında duygularım karmakarışıktı. Bana her defasında doğrulttuğu o hançerin bir gün bedenime saplanacağını elbette biliyordum ama yine de soğuk metali derimin altında hissetmek beni şaşırtmıştı. Çünkü bebeğinin babasına zarar vereceğine inanamıştım.
Megan’ın mavi gözlerinden geçen duyguları aramızdaki mesafeye rağmen görmeye çalıştığım sırada arkasından yaklaşan iki adam seyir zevkimi bozarak dikkatimi dağıttılar. Damon’la beraber yürüyen Toprak Krallığı’nın vârisi Joseph’in karımı süzen bakışlarında hoşuma gitmeyen bir şeyler vardı. Kıskançlık kanımda büyümden daha hızlı akmaya başladığında çenem gerildi. Denizi köpürterek gemiyi suyun derinliklerine gömme isteğimi bastırıp onlara arkamı döndüm.
Megan’ın çaldığı atıma büyük bir özlem duyarak subayların ödünç verdiği ata doğru ilerledim. Karım bebeğimi başka bir ülkeye kaçırırken aklından neler geçiyordu bilmiyordum ama yolun sonunda onu köşeye öyle bir sıkıştıracaktım ki sağlam bir açıklama yapmak zorunda kalacaktı.
Eyerinden destek alarak atın üstüne atladığımda kardeşimin bana seslendiğini duydum. “Hey! Ares!” Yuları elime dolayıp atımı yola doğru çevirdiğimde Roberto, “Nereye gidiyorsun?” diye sordu.
Megan tüm ailesini kurtardığını düşünerek bir yolculuğa çıkmıştı ama en değerli varlığını burada unuttuğunun farkında değildi. Roberto’nun iri atının yelesini okşayan Nancy’ye göz ucuyla baktığımda gülümsedim.
“Karımı almaya gidiyorum.”
DEVAM EDECEK