İçeriğe atla

Buz Krallığı 2

15/26 · YALANLAR

0%

15. bölüm · 12dakika

YALANLAR

Buz Krallığı 2 — Sena Nur Işık

BÖLÜM 14: YALANLAR

İdam gününden sonra…

ARES

Son bir gündür yumruklanmasına alıştığım kapımın sakinlikle açılması beni şaşırttı. İçeri giren Roberto ve Darion’ın öfkeli ifadesini fark ettiğimde imzaladığım kâğıdı bırakıp sırtımı sandalyeye yasladım. Kollarımı sandalyenin kenarlarına koyarken, “Bir sorun mu çıktı?” diye sordum.

Roberto her zaman ki ukala tavrıyla gülümsedi. “Yaşananların hepsi senin için bir şakadan mı ibaret?” Bir küfür savurduğunda ona uyarıcı bir bakış attım. “Sorunu çıkaran, ortalığı karıştıran zaten sensin!”

Roberto masanın karşısındaki sandalyeyi çekip otururken Darion onun yanında ayakta kaldı. Büyüsünü kullandığından beri anlam veremediğim bir telaş içinde olan Darion’dan gözlerimi ayırmadan, “Megan iyi mi?” diye sordum.

Darion cevap vermediğinde Roberto başını kaldırıp kardeşine baktı. Konuşması için ona baskı yapıyordu ama bu durum Darion’ı işin içinden çıkamadığı bir noktaya sürüklüyordu. Darion çok içekapanık, Roberto ise çok dışadönüktü. Yan yana geldiklerinde aralarındaki uçurum daha da büyüyordu.

Darion, “Uyanmadı,” dedikten sonra gözlerini benden kaçırdı. Sıkıntılı bir nefes verip ellerini ceplerine soktu. Roberto onun bu hallerine tahammül edemezken bir bacağını diğer bacağının üstüne koydu.

“Nasıl…” Sakin olmaya çalıştım. “Uyanmadı?”

“Annesinin sözünden çıkmayan aptal bir herif olduğu için büyüsünü hiç kullanmamış.” Roberto gözlerini devirdi. Sandalyesine yayılırken, “İçinde biriken enerjinin tamamını Megan’a yüklediği için baygın kalma süresi beklediğimizden daha uzun olacak,” dedi.

Darion, karımı idam sehpasından indirirken onu bayıltmak zorunda kalmıştı. Çünkü zamanı uzun süre donduramazdım. Saniyeler birbirini kovalarken Megan’ı ikna etmek yerine böyle bir yol izlemesinin sebebini anlıyordum ama…

Roberto’ya, “Onu uyandırmayı denedin mi?” diye sordum.

“Tabii ki.” Yüzündeki sinir bozucu ifadeye son verdi. “Her büyü kişiye özeldir. Bu yüzden Darion’ın büyüsünü değiştiremiyorum.” Omuz silkti. “Belki de sen denemelisin.”

Ensemde başlayıp kafamın içinde dolaşan ve beni kör etmeye çalışan ağrıyı yok saymak çok zordu. Gözlerimi kapatıp birkaç saniyeliğine dinlendikten sonra, “Bir faydamın dokunacağını sanmıyorum,” dedim. “Büyüyü sadece Darion çözebilir.”

“Yapamıyorum.” Darion telaşla yürümeye başladı. “Onun idam sehpasına çıkmasını beklemiyordum. O kadar cesurdu ki…” Volta atıyordu. “Korktum. Öleceğinden korktum ve sen zamanı durdurmak gibi inanılmaz bir büyüyü öyle basit gösterdin ki…” Çok hızlı konuşuyordu. “Dehşete düştüm.”

Dirseklerimi masaya yaslarken, “Sakinleş,” dedim ama beni duymadı.

“Megan’ı oradan almamı isterken ne düşünüyordunuz ki?” Parmaklarını saçlarının arasından geçirirken kızgındı. “Gücümü neredeyse hiç kullanmadığımı bilmeliydiniz. Roberto yapmalıydı.” Gözlerini açtı. “Sahi…” Bu fikir aklına yeni gelmişti. “O neden yapmadı ki?”

“Prens unvanı yalnızca bana mı ait?” Roberto kaşlarını çattı. “Bu aile için herkesin eşit bir şekilde çalışması gerekiyor. Her işe ben koşamam!” Volta atmayı bırakıp onu dinleyen Darion’a doğru, “Bir bebek gibi mızmızlanmayı bırakıp ülkesine hizmet eden bir prens gibi davranmaya başla! Megan’ı nasıl uyandıracağının bir yolunu bul!” dedi.

Darion ne kadar içekapanık olsa da bu ailenin tüm çocukları kadar soğuk ve sertti. Roberto’nun alaycılığını taklit ederek, “Ülkeye hizmet etme görevlerinin arasında bir kraliçeyi bayıltmak olduğunu bilmiyordum!” diye bağırdı.

“Kraliçe olmasına rağmen senden üst bir rütbede değil!”

“Megan’ın rütbesi umrumda mı sanıyorsun?” Darion’ın çenesi gerildi. “Sıradan bir leydi olsa bile karşısına çıkmazdım!” Sesindeki hayranlık beni gülümsetti. Megan’a duydukları saygı hoşuma gidiyordu. “Onu asla hafife almazdım!”

Roberto elini havada sallarken, “Ondan korkması gereken kişi sen değilsin!” dedi. “Başına bela alan kişi, çok sevgili kralımız!” Beni işaret etti. “Bırak o endişelensin!”

Darion sert bir tavırla, “Eğer uyanmazsa bu sorun hepimizin endişesi haline gelir!” diye kükrediğinde elimi masaya vurdum. İkisinin de bakışları bana döndüğünde ilaç içtiğim için hafiflediğine inandığım ağrı artmaya başladı.

“Kavga etmeyi kesin!” Roberto’nun öfkesini, Darion’ın endişesini azaltmasını umut ederek güven verici bir ifadeyle, “Uyanacak!” dedim. “Bu tarz küçük büyüler etkisini zamanla kaybeder.”

Roberto sözlerimi umursamadan, “Belki de uyanması daha kötü olur!” dediğinde amacını biliyordum. İçindeki öfke soğuyuncaya kadar çevresindeki herkesle kavga edecekti. Ancak herkesi de kendisi kadar sinirlendirdiğinde rahatlayacaktı.

Darion onun oyununa gelerek, “Sen ne saçmalıyorsun?” diye sordu.

“Uyandığında bizi sağ bırakacağını hiç sanmıyorum.” Dişlerinin arasından, “Ares’in onu öldürüp bir eve hapsettiğini duyduğunda hepimizin canına okuyacak!” dedi. Başını geriye yatırıp sandalyenin sırtına yasladı. “Megan’ın uyanmaması tüm bunların arasındaki en basit sorun.”

Hector, sevdiğim kadın hakkında şüphelerini dile getirdiğinde ona inanmak istememiştim. Karım ve onun ailesi hakkında kötü konuşmaması gerektiği konusunda onu sıkça uyarmıştım. Hector ısrarla beni bu konuda rahatsız ettiğinde sözüne güvenmek zorunda kalmıştım.

Erote Örgütü’nde geçirdiğim kısa zaman boyunca Megan’ın bana gösterdikleri tüm dünyamı sarsmıştı. Sarayın içindeyken halkımın her zaman mutlu ve huzurlu bir hayat sürdüğünü sanıyordum ama daha önce ziyaret etmediğim bölgelere gittiğimde karşılaştıklarım korkunçtu.

Tarih kitaplarının hepsinde halkından uzaklaşan kralların zamanla bir zalime dönüştüğünü birçok kez okumuştum. Sarayından çıkmayan bir kralın etrafını saran yardımcıların ve ticaret adamlarının, kralın gözüne bir perde indirdiğini ve kâğıt üzerinde yapılan sözleşmelerin gerçek hayattan çok uzak olduğunu öğrenmiştim.

Babam yönetiminin son yıllarında çevresindeki adamlar yüzünden zalim birine dönüşmüştü. Halkını ziyaret etmeyen, gerçeklerden uzaklaşan ve insanlara hayal satan bir kral olmuştu. Onu ne kadar çok sevsem de hatalarının bir kısmını biliyor, farkında olmadan da izinden gidiyordum.

Megan kaçırıldıktan sonra onu ülkenin her yerinde ararken karşılaştığım hayatlar, yer altında dönen işler beni dehşete düşürmüştü. Babamın hatalarının tamamını görmek ve onları kabullenmek çok zordu. Bana devredilen tahtın temiz olmadığını ve ülkeyi pisliklerden arındırmak için büyük bir çaba harcamam gerektiğini fark ettikten sonra harekete geçmiştim.

Erote Örgütü’yle işbirliği yapan örgütleri ve isimleri araştırırken bir yandan Hector’un sözlerini de araştırmaya başlamıştım. Megan’ın bana ihanet etmeyeceğini, gözlerime bakarak yalan söylemeyeceğini bilsem de Kitap Kulübü ya da herhangi bir isimle kurulmuş bir örgüt varsa ülkemi tüm bunlardan temizleyecektim.

Birkaç hafta süren araştırmalarım sonucunda edindiğim bilgilere inanamamıştım. Megan’ın sayesinde öğrenmeye başladığım, Hector’un baskılarıyla derine indiğim bilgileri doğrulamak için ufak tefek oyunlar oynamıştım. Hector’u ağıma düşürecek planlar yapmış, Megan’ın peşine adamlar takmıştım ve onların arkamdan çevirdiği oyunları çözüp kendi oyunumu kurmuştum.

“Ona bunu yapamazsın.” Darion’ın sesi beni daldığım düşüncelerin arasından çıkardı. “Ailesi…” Zar zor yutkundu. Derin bir nefes aldıktan sonra, “Kardeşleri çok kötü durumda,” dedi. Bana merhamet dileyerek baktı. “Babası cenazenin peşinde.” Dudağını ısırdı. “Her şey birbirine girdi.”

“Bir sorun çıkmayacak, Darion.”

Roberto cevabıma sinirlenirken, “Sorun çoktan çıktı dostum!” dedi. “Kraliçeyi vatana ihanetten suçlayıp idam ettiğine dair bir yalan söyleyemezsin!” Yaptıklarıma inanamıyormuş gibiydi. “En kötü adamların bile bir cenazesi olur. Megan’ın ailesini eli boş gönderemezsin!”

Yalnızca iki gün önce planımı devreye sokmuştum. Megan’ın ağzından bir not yazdırmış ve Damon’a teslim etmesi için bir asker göndermiştim. Bir gün sonra genç bir kadına not hazırlatmış, Megan’a vermesini istemiştim. Hector’a, Megan’ın bana ihanet ettiğini öğrendiğimi, onun haklı olduğunu ve yanımda kalmasını söylemiştim.

Dün bahçeye çıkıp en yakın arkadaşını bekleyen Megan’ı izlerken kırgınlığımın tek sebebi arkamdan iş çevirerek düşmanlarımı haklı çıkarmasaydı. Eğer tüm sorunlarını benimle paylaşsaydı, seve seve onun yanında olurdum. Paylaşmasa bile yanında durmak istiyordum çünkü tek başına savaşması beni kıskanç bir adama çeviriyordu.

Damon ve Megan bahçede buluştuğunda Kitap Kulübü’ne dair bir bilgi duyabilmek için bekledim. Her şeyi konuşabilirlerdi. En ufak bir bilgi paylaştıklarında bahçeye kurduğum idam sehpasına gitmelerini isteyecektim. Plan buydu ama…

“Örgütün sana verdiği görev uğruna evlenmedin mi?”

Yüzlerce ihtimal varken duymayı beklediğim cümle bu değildi. Megan evliliği kabul ettiğini ilk söylediğinde onun bir çıkarı olduğundan şüphelenmiştim. Hatta onunla evlenmek istemediğimi, beni sevmeyen bir kadınla hayatımı birleştirmeyeceğimi anlatmıştım.

Tüm bunlara rağmen nişanımızı duyurduktan sonra aramızdaki mesafeyi kapatmak için çok uğraşmıştım çünkü Megan’ı gördüğüm ilk andan itibaren unutamıyor, aklımdan bir türlü çıkaramıyordum. Ona âşık olduğumu fark ettiğimde onun da beni sevmesi için elimden gelen her şeyi yapmıştım.

Megan’ın arkadaşının sorusuna cevap vermesini beklerken yaşadığım kalp kırıklığı beni hiç olmadığım kadar sinirlendirmiş ve gözümü döndürmüştü. Planıma sadık kalmış, idam sehpasına çıkmasına izin vermiştim. Herkese onu oraya çıkartan kişinin ben olmadığımı söylesem de ben yapmıştım. Ne ona ne de arkadaşına asla zarar vermezdim. Sadece Hector’un gözleri önünde ölmesi gerekiyordu.

Yalanların biriktiği dudaklarıma bir yenisini daha ekleyerek, “Vatana ihanet eden hiç kimsenin cesedi ailesine teslim edilmemiştir,” dedim. Megan’ın babası kızının cesedini alamadığında çılgına dönmüştü.

Roberto, “Megan vatana ihanet etmedi,” dediğinde, “Bir örgüt üyesiydi,” diye açıkladım. Öfkeli kardeşim gözlerini devirdiğinde Darion onun yanına geçti. Sandalyenin tam arkasında dururken kendinden emin bir şekilde konuştu.

“Krallığımızın kanunlarında örgüt kurmak, örgüte üye olmak ve bir örgüte çalışmak suç değildir. Megan’ın bir örgüte çalışıp çalışmadığına dair kanıtın yok, ki çalışıyor olsa bile onu idam edemezsin.”

Sırtımı geriye yaslayıp, “O zaman onu gerçekten idam etmediğim için şanslı,” derken ilgisiz gözükmeye çalıştım.

Roberto, “Neden bir eve hapsettin?” dedi.

“Onu hapsetmedim.” Sorgulanmak sabrımı taşırıyordu. “Suç işleyen her kraliçe gibi sürgüne gönderdim.”

“Megan’a söyleyeceğin yalan bu mu?” Roberto tüm dişlerini göstererek sırıttı. “Daha iyi bir yalan bulmalısın.”

Ellerimi masaya koyup yerimden kalkarken, “Ortalık sakinleştiğinde onu o evden çıkaracağım,” dedim. “Ailesi, Megan’ı ve onları korumaya çalıştığımı anladıklarında bana hak vereceklerdir.”

Başım hafiften dönmesine rağmen sırtımı dikleştirdim. Ellerimi belime yerleştirirken Roberto’nun bakışları üzerimdeydi. Zamanı durdurma büyüsünün beni mahvettiğini biliyordu. Gözlerinde öfkeyle karışık acıma ifadesi vardı.

Roberto bir süre bekledikten sonra sözlerimde ciddi olduğumu anladığında kahkaha attı. Darion onun gülmesine şaşırdığı sırada Roberto, “Siktir, Ares!” dedi. Çenesine yumruk geçirip ağzını kapatmak istiyordum. “Sana öz kardeşlerin bile hak vermiyor!”

“Benimle düzgün konuş, Roberto!”

“Özür dilerim, majesteleri.

Son kelimeyi kullanırken sesi alaycıydı. Bu hareketi bana Megan’ı anımsattığında kalbim onun özlemiyle tutuştu. Masanın arkasından dolanıp yatağın yanından geçtikten sonra cama doğru ilerledim. Kardeşlerime sırtımı dönerek dışarıdaki hareketliliği izlemeye başladım.

Roberto’nun sandalyeyi iterek ayağa kalktığını işittim. “Yerinde olsam korkardım.” Çalışma odasının çıkışına doğru giderken, “Hem de çok. Sadece Megan’dan değil. Ailesinden de,” diye ekledi.

Odada yalnız kaldığımda dikkatimi at arabalarına eşya taşıyan saray hizmetlilerine verdim. Sheran ailesi dün gece evlerine dönmek için hazırlık yapmaya başlamışlardı. Bu kadar erken gitmeleri beni şaşırtmıştı. Bu sarayda artık işlerinin olmadığını düşünüyorlardı.

Zamanı durdurduğumda Darion, Megan’ı celladın önünden almış ve eve götürmeden önce sarayda gizlemişti. Roberto ve ben bahçede yalnız kaldığımız sırada bir asker, celladın yanına iki ayrı çuval bırakmıştı. Bir çuvalda başı kopuk bir beden, diğerinde baş vardı. Askerin etrafa hızlıca saçtığı kanlar, başka birine aitti.

Zaman akmaya başladığında dengemi kaybetmiştim. Roberto’nun kolumdan tutup bana destek sağlamasıyla ayakta kalabilmiştim. Burnumdan akan kanı zorlukla silsem de akmaya devam ediyordu. Böylesine büyük bir büyü yapmanın bedelini çok ağır ödeyeceğimi biliyordum.

Ben kendime gelmeye çalışırken Damon, Megan’ın adını bağırarak idam sehpasına ulaşmaya çalışıyordu. Askerlerin kucağına alıp taşıdığı torbaları izlerken halkın aklı karışık gözüküyordu. Megan’ın annesi ve kardeşleri ağlarken, babası öfkeli bakışlarını bana çevirmişti. Kızının ölümünü izlemeye cesaret edememişti ama ülkenin kralını öldürmek için fazla hevesliydi.

Beni korumak isteyen askerler önümde bir sıra oluşturmuştu. Bahçedeki karışıklık dağılmadan oradan ayrılıp saraya dönmüştüm. Megan’ın babası George Sheran, tüm askerleri aşmayı başarmış ve odamın kapısından ayrılmamıştı. Gece yarısına kadar onun acı dolu sözlerini dinlemiştim. Bana tek bir hakaret etmeden çok şey anlatmıştı ki bu durum adama bir kez daha hayran olmamı sağlamıştı.

O gün çıkardığım kargaşayı hayatım boyunca unutmayacaktım.

Megan’ın annesi ellerini sıkıca tuttuğu ikizlerle beraber merdivenleri indiğinde bakışlarımı at arabasından ona doğru çevirdim. Bu saraya geldiğinde dik olan başı, öne eğilmişti. Onun saraydan bu şekilde çıkmasına izin verdiğim için kendimden nefret ettim. At arabasına binmeden önce kızlarını geçirip gözünün ucuyla son bir kez saraya baktı. O bir saniyede bile yüzündeki pişmanlığı görebilmiştim.

Carla ve eşi Tony, annesinin arabasına binip ona eşlik ettiler. Buz tutmuş bahçeye adımını atan Nancy yolun yarısında durdu ve başını yukarı kaldırdı. Kar tanelerinin indiği gökyüzünü izlerken orada bir şeyler aradı. Görmeye çalıştığı şeyi merak ettiğim sırada yanına babası yaklaştı.

George Sheran, kızının dirseğinden tutarak ona destek oldu. Nancy onu görmezden geldiğinde babası merakla etrafa bakındı. Uykusuzluktan ve ağlamaktan şişen gözleri pencerenin önünde bekleyen bedenimi bulduğunda tüm dikkatini bana verdi.

Bu dünyada beni bakışlarıyla korkutabilecek hiç kimse yoktu. Babamın öfkeli gözlerinden çekinir, annemin uyarıcı bakışlarıyla tereddüte düşerdim. Megan’ın okyanusun en derin sularını andıran gözleri tüylerimin ürpermesine sebep olurdu ama George Sheran’ın bakışları farklıydı.

Hayatımda ilk defa birinin beni bu kadar korkuttuğunu hissediyordum.

Karanlık bakışları bir ormanın en ıssız bölgesini andırıyordu. Hiçbir rüzgârın esmediği, yağmurun yağmadığı, fırtınanın kopmadığı sessiz ve sinsi bir boşluk gibiydi. Ağaçların arasından güneşin ulaşamadığı, içeri giren herkesin kaybolduğu ölümcül bir havası vardı.

Elimi ona doğru bir kez uzattığımda beni kendi karanlığında boğacağını ve en ufak hatamda hayatımı mahvedeceğini biliyordum. Dudaklarını aralayıp bir şey söylemesine gerek yoktu. Bakışlarındaki her bir zerre nefesimi kesecek kadar korkmama sebep oluyordu.

Nancy at arabasına ilerlerken babasının arkasından gelmemesi dikkatini çekmişti. Babasına seslendiği sırada gözleri onun baktığı yeri takip etti ve başını saraya çevirdi. Megan’a benzeyen hüzünlü yüzünü bana döndüğünde onlara bakmak kalbimi parçaladı. Pencerenin önünden ayrılıp çalışma odasındaki yatağa uzandım.

Oynadığım oyunun diğer herkesin planından daha acımasız olduğunun farkındaydım ama arkamdan iş çevirmeye cesaret eden kişilerin bazı bedeller ödemesi gerekiyordu. Hector ve Megan birbirine o kadar çok odaklanmıştı ki benim onlar için bir plan hazırlayacağımı tahmin dahi edemiyorlardı.

Dün ortalıktan kaybolan Hector’un nerede olduğunu, ne işler karıştırdığını çok iyi biliyor ama kasıtlı olarak kaçmasına izin veriyordum. Tüm bunlardan sıyrılmak için nereye koşacağını ve kimden yardım isteyeceğini merak ediyordum.

Megan kraliyetin önemli bilgilerinin korunduğu arşiv odasının anahtarını gizlice alıp içeri girdiğinde sessiz kalmıştım. Arşive olan ilgisini fark ettiğimde anahtarı üniformamın cebine yerleştirmiş ve kolaylıkla bulmasını sağlamıştım.

Çoğunlukla eski ve uzun yıllar süren anlaşmaların bulunduğu odayı henüz ziyaret etmemiştim. Veliaht prens iken babam oraya girmemi yasaklamıştı. Tahtı devraldığımda odadaki belgeleri kontrol edebilirdim ama Anteros’un intikamıyla uğraşırken vaktim olmamıştı.

Megan arşivden istediği belgeleri alıp plan hazırladıktan sonra da o odaya girmemiştim. Planının detaylarından haberdar değildim ama her ânını takip edip yanında olacaktım. Tek başına savaşıp kendine zarar vermesini istemiyordum. Onu görmediği düşmanlarından korumak zorundaydım.

Eğer Megan, Hector’u öldürürse onun ortaklarını bulamazdık. Bu yüzden planlar gerçekleşirken Hector’un canlı kalmasına ihtiyacım vardı. Ülkeme zarar veren bu adama yandaşlık yapan herkesi bulduktan sonra hepsinin canını almak isabetli bir hareket olacaktı.

Megan’ı sürgüne gönderdiğimde planının işleyip işlemediğini takip edecek, amacını anlayacak ve bir yandan Hector’a zarar vermesini engelleyecektim. Aynı zamanda Hector’dan intikam almak için neden bu kadar hevesli olduğunu öğrenmek istiyordum.

Fakat her şeyden önce Megan’ın uyanması gerekiyordu.

Yatakta doğrulup dirseklerimi dizlerime yasladım. Başımı ellerimin arasına alıp ağrının azalması için tanrılara dua ettim. Annemin yanına gitmeden önce şifacıları çağırıp ilaç almalıydım. Annem, yaptığım büyü için yeterince kızgınken onu daha da sinirlendirmeme gerek yoktu.

Ayrıca Roberto haklıydı. Megan tüm gerçekleri öğrendikten sonra canıma okuyacaktı ve benim elimden gelen tek şey biraz merhamet etmesi için yalvarmak olacaktı. Hiçbir kral bir kadın karşısında boyun eğmezdi ama ben karım için her şeyi yapardım.